Ne yaptın Valerien İsmael?

Abone OlGoogle News

Türk futbol tarihini olmasa da, son 45 yılını, tiyatroda en ön sırada oturanlardan biri örneğinde olduğu gibi yakından izleme olanağına sahip oldum. Bu ön sıra bakışımı, başlangıçtan beri koruyabilmem, futbol oynadığım günlerde spor akademisine girmemle mümkün oldu diyebilirim.

Haberin Devamı

Akademiyi bitirdikten sonra genç yaşta teknik direktörlüğe başlamamsa, yaşamım üzerinde belirleyici bir etki yaratarak teori ile pratiğin ayrılmaz bütünlüğünü fark etmeme neden oldu.

Dolayısıyla 40 yılı aşkın süredir salt bilime duyduğum meraktan değil, üniversite ortamında çalışma hayatımın bir parçası olarak da, farklı disiplinlerdeki bilim adamlarıyla birlikte oldum. İTÜ Beden Eğitimi Bölümü’nde yıllarca düzenlediğimiz seminerlerden öğrendiklerimi akademide bile görmedim desem yanlış yapmış olmam sanırım.

Teknik direktörün görünmeyen gücü

Bu gerçeklerin ışığında Hennes Weisweiller Akademisi’nde eğitim almış olan Valerien İsmael’in farklı biri olabileceğini düşünmüştüm. Bilimsel uygulamalar için koşullar hazır değilse yapılanlar bir deli saçması olarak da görülebilir.

Haberin Devamı

Fransız teknik adam maçı kaybetseydi büyük olasılıkla yaptıkları deli saçması olmaktan öteye gitmeyecekti. Ancak sonuçtan değil nedenler üzerinden yola çıkanlar bir teknik direktörün gerektiğinde ne denli büyük bir güç olduğunu görebilirler.

Aslında Valerien İsmael yeni bir futbol uygulaması ortaya koymadı. Ülkemizde 40 yıl önce Özkan Sümer, Serpil Hamdi Tüzün ve bana teknik direktörlük yolunu açıp futbola bakışımı değiştiren Adnan Dinçer’in futbol felsefesinden pek farklı değildi.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Ancak epey bir zamandır futbolun işini değil de, işlerini yürütmeye çalışan teknik direktörler çoğaldıkça onlar belleklerimizden silinmeye başladı.

Bu bağlamda İsmael’in yaptığı iş değil! Fincancının katırlarını ürküttü. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Trabzon’daki maçtan sonra teknik adamlarımızın uykusunun kaçtığı olasıdır.

Son Avrupa Şampiyonası’nda İtalya’nın maç öncesi ısınmasını görüp dudakları uçuklayan Şenol Güneş kuşkusuz Trabzonspor-Beşiktaş maçını izlemiştir. Ülkemizin üç büyük teknik direktöründen biri olarak nitelenen Güneş’in gördüklerine nasıl bir yorum getireceğini merak etmekteyim.

Teorisiz pratiğin karanlıkta el yordamıyla yürümeye benzediğine inanan biri olmama karşın, futbolun pratikten daha çok etkilendiğini düşünürüm. Futbol uzun konuşmalarla değil saha uygulamalarıyla pekişen bir etkinliktir.

Bilim toplumu daha hızlı değiştirir

Bu bağlamda teknik direktörler saatlerce süren basın toplantılarında edebi tezler hazırlamaya kalkmak yerine bilimin pratik uygulamalarına inanarak yollarına devam etmelidirler.

Çünkü pozitif bilimler toplumları daha hızlı değiştirip, dönüştürebilir. Edebiyat bilimdeki özdevimli düzelti unsurundan yoksundur. Edebiyatın yanlış yollara saptığı dönemler daha uzun sürer. Bilim ise kısa sürede sonuçlarını ortaya koyar.

Kuşkusuz Valerien İsmael bir bilim adamı değil. Ancak futbol alanı üzerinde insanların fiziksel ve düşünsel olarak davranışlarına kafa yormuş bir olduğu açık! Bizim istediğimiz de bu değil midir? Yani ülkemiz liginde kalecinin ve bir rakibi bozan orta alan oyuncusu ile şampiyonluğa ulaşmaktan daha fazlası…

Haberin Devamı

Bütün bu yazdıklarımı özlü bir tümceyle özetleyebilirsem, denebilir ki bilime inananlar geleceği hücrelerinde taşırlar…

YORUM YAZ