Özgüven ve kenetlenme

Haberin Devamı ›
Demek ki Sarı-Lacivertli ekibin gaza basıp, tempo artırması için kalesinde gol görmesi (!) gerekiyor.. Sestak’ın golü sonrası fırtına gibi atağa kalkıp Bursaspor kalesini adeta abluka altına alan Fenerbahçe, sağlı-sollu ataklarla zorlu rakibine yükleniyor ve Emre’nin zarif hareketler sonrası yaptığı klas vuruşla yakalıyordu eşitliği... Golden sonra Sow’un Bursaspor kalecisiyle karşı karşıya kalışında yaptığı “hesapsız vuruş” Sow ve Fenerbahçe için beceriksizlik örneği miydi yoksa şanssızlık mı tartışılır. İkinci yarıya da bıraktığı hız temposuyla giriyordu Sarı-Lacivertliler. Emre’nin zorunlu yokluğu, Gökhan Gönül’ün defanstaki eksikliği açıkça hissedilse de takım, tüm hatlarıyla oyuna kilitleniyor, Meireles’in tartışmasız golünü de bu baskı sonucu yakalıyordu Fenerbahçe... Bursaspor’un eksiklerine, farklı yenilgisine rağmen güçlü rakibine karşı tertemiz ve disiplinli oynadığını belirtmeliyiz. Hikmet Karaman’ın, iki genç adamı böylesine ağır bir maça sürmesi ne kadar tartışılsa da, Yeşil-Beyazlı ekibin farklı bir “düşünsel yenilenme” içerisinde oynamaya çalıştığı da açıkça görülmekteydi.
Fenerbahçe’nin Plzen’de oynadığı Avrupa Ligi maçı, yoğun oyun trafiği ve dünkü Bursaspor yarışmaları sonrası ortaya çıkan net görünüş, Fenerbahçe’de özgüven ve takım bütünleşmesinin bu sezon adına en üst düzeye eriştiğidir... Bakalım geleecek haaftalar bu tespitlerimizi ne kadar doğrulayacak.